Seferî olan bir kimse namaza niyet ederken “seferî olarak kılmaya” demeli midir? Özür sahibi bir kimsenin de niyetinde “özür sahibi olarak kılmaya” diye belirtmesi gerekir mi?

1- HÜKÜM

Hayır, seferî, mukim veya özür sahibi olan bir kimsenin namaza niyet ederken bu durumlarını ayrıca söylemesi gerekmez.

Namazın sahih olması için niyetin kalpte bulunması esastır. Dil ile niyet etmek müstehap görülmüşse de, niyette seferîlik, mukimlik veya özür sahibi olma hâlini belirtmek şart değildir.

Aynı şekilde namazın rekât sayısını söylemek de gerekli değildir.

Örneğin bir kimsenin:

«”Niyet ettim Allah rızası için bugünkü öğle namazının farzını kılmaya.”»

demesi yeterlidir.

2- KUR’AN-I KERİM’DEN DELİLLER

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

«”Oysa onlar, dini yalnız Allah’a has kılarak O’na ibadet etmekle emrolunmuşlardı.
(Beyyine 98/5)»

Bu ayet, ibadetlerde asıl olanın ihlas ve kast olduğunu göstermektedir.

Bir başka ayette:

«”Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden fazlasını yüklemez.
(Bakara 2/286)»

buyurulmuştur.

Bu da seferîlik ve özürlülük gibi ruhsatların Allah’ın kullarına bir kolaylığı olduğunu göstermektedir.

3- SÜNNETTEN DELİLLER

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

«”Ameller ancak niyetlere göredir. Herkes için niyet ettiği şey vardır.
(Buhârî, Bed’ü’l-Vahy 1; Müslim, İmâre 155)»

Hadiste niyetin kalpteki kast olduğu belirtilmiş, niyet esnasında belirli ifadelerin söylenmesi şart koşulmamıştır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) seferde namazlarını kasrederek kılmış, ancak namaza başlarken “seferî olarak kılmaya” dediğine dair herhangi bir rivayet nakledilmemiştir.

4- SAHABEDEN DELİLLER

Sahâbe-i kirâm, Resûlullah’ın öğrettiği şekilde namaz kılmış ve niyetin kalpte olduğunu kabul etmişlerdir.

Hz. Ömer (radıyallahu anh) başta olmak üzere sahabenin uygulamalarında, seferîlik veya özür hâlinin niyette ayrıca zikredildiğine dair bir rivayet bulunmamaktadır.

Onlar niyetin özünü, hangi namazın kılınacağını belirlemek olarak anlamışlardır.

5- DÖRT MEZHEBİN GÖRÜŞÜ

Hanefî Mezhebi

Hanefîlere göre niyetin yeri kalptir. Dil ile niyet etmek müstehaptır. Seferîlik veya özürlülüğün niyette ayrıca belirtilmesi gerekmez.

Mâlikî Mezhebi

Mâlikîlere göre niyet kalbin kastıdır. Dil ile ifade etmek şart değildir. Seferîlik ve özür hâlinin ayrıca söylenmesi gerekmez.

Şâfiî Mezhebi

Şâfiîler niyetin kalpte bulunmasını şart görmüş, dil ile söylemeyi müstehap kabul etmişlerdir. Seferîlik veya özürlülüğün belirtilmesi şart değildir.

Hanbelî Mezhebi

Hanbelî mezhebinde de niyet kalbin amelidir. Namazın türünü belirlemek yeterlidir; seferîlik veya özür hâlini zikretmek gerekmez.

6- SONUÇ

* Namazda niyetin aslı kalpte bulunmasıdır.

* Seferî olan kişinin “seferî olarak kılmaya” demesi gerekmez.

* Özür sahibi olan kişinin de durumunu niyette belirtmesi şart değildir.

* Rekât sayısını söylemek de gerekli değildir.

* “Niyet ettim Allah rızası için bugünkü öğle namazının farzını kılmaya.” şeklindeki niyet yeterlidir.

* Bu konuda dört mezhep arasında görüş birliği bulunmaktadır.

Allah Teâlâ en doğrusunu bilir.