Kişi Allah’a, Kur’an’a veya dinin kutsallarına —Allah muhafaza etsin— kasten küfrederse yahut namaz, oruç gibi dinin kesin hükümlerini inkâr ederse nikâhı etkilenir mi?

Cevap: Evet, kişinin Allah’a, Kur’an’a veya dinin kesin olarak bilinen esaslarına kasten hakaret etmesi yahut bunları alaya alması ve inkâr etmesi, eğer söylediği söz açıkça küfür niteliğindeyse kişiyi İslam’dan çıkarır. Böyle bir durumda kişinin nikâhı da bundan etkilenir.

Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

«“De ki: Allah ile, O’nun âyetleriyle ve Resûlü ile mi alay ediyordunuz? Özür dilemeyin; iman ettikten sonra küfrettiniz.”
(Tevbe, 9/65-66)»

Yine Allah Teâlâ, dinî değerlerle alay edenler hakkında şöyle buyurmuştur:

«“Allah’ın âyetleri size okunurken onları inkâr etmeyin ve onlarla alay etmeyin.”
(Bakara, 2/231; ayrıca Tevbe, 9/65-66)»

Bu sebeple Allah’ın zatına, Kur’an’a, peygamberlere veya dinin kesin hükümlerine bilerek ve kasıtlı şekilde hakaret etmek yahut onları küçümsemek, kişinin imanını tehlikeye sokan ve açık küfür niteliğinde olabilecek son derece ağır bir fiildir.

Ancak burada önemli bir husus vardır: Her kötü, çirkin veya günahkâr söz hemen “küfür” hükmüne sokulamaz. Söylenen sözün anlamı, kişinin kastı, sözün kullanıldığı bağlam ve gerçekten dinî bir esası inkâr veya tahkir edip etmediği dikkate alınmalıdır. Özellikle zorlanma, hata, dil sürçmesi, bilgisizlik veya kastın bulunmaması gibi durumlar ayrıca değerlendirilir.

Namaz ve Oruç Gibi Farzları İnkâr Etmek

Namazın, orucun ve benzeri ibadetlerin farz olduğunu bile bile kabul ettiği hâlde tembellik sebebiyle terk etmek ile bunların Allah tarafından farz kılındığını inkâr etmek aynı şey değildir.

Bir kimse namazın veya orucun farz olduğunu inkâr ederse, dinin kesin olarak bilinen bir hükmünü reddetmiş olur ve bu durum küfürdür.

Fakat farz olduğuna inanarak ibadeti terk eden kimse hakkında hüküm farklıdır ve sırf ibadeti terk etmesi sebebiyle tekfir edilmesi meselesi mezhepler arasında ayrıca ele alınmıştır.

Nikâha Etkisi

Bir kimsenin açık ve kesin bir küfür fiiliyle İslam’dan çıktığı sabit olursa, mürted olmasının evlilik bağına etkisi doğar.

Hanefî mezhebinde: Kadının veya erkeğin irtidat etmesi hâlinde nikâhın sona ermesine ilişkin ayrıntılar vardır; irtidat eden kimsenin tekrar İslam’a dönmesi durumunda evliliğin devam edip etmeyeceği, iddet süresi ve irtidadın ne zaman gerçekleştiği gibi hususlar ayrıca değerlendirilir.

Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî mezheplerinde de irtidatın nikâha etkisi kabul edilmekle birlikte, nikâhın ne zaman sona ereceği ve kişinin iddet içinde İslam’a dönmesi hâlindeki sonuçlar konusunda ayrıntılı farklılıklar bulunmaktadır.

Bu nedenle “Küfür sözünü söyleyen kişinin nikâhı her durumda aynı anda kesin olarak sona erer ve mutlaka yeniden nikâh kıyması gerekir” şeklinde hiçbir ayrıntı gözetmeden hüküm vermek doğru değildir.

Böyle Bir Söz Söyleyen Kişi Ne Yapmalıdır?

Allah muhafaza, bir kimse gerçekten küfür niteliğinde bir söz söylemiş veya böyle bir fiilde bulunmuşsa, derhal Allah Teâlâ’ya imanını yenilemeli, kelime-i şehâdet getirmeli, samimi şekilde tövbe etmeli ve söylediği sözden kesinlikle vazgeçmelidir.

Evliliğinin hükmü ise kişinin söylediği sözün gerçekten küfür olup olmadığı ve mezhebin ilgili hükümleri dikkate alınarak ehil bir müftü veya güvenilir bir İslâm hukukçusu tarafından somut olay üzerinden değerlendirilmelidir.

Sonuç

Netice itibarıyle: Allah’a, Kur’an’a, peygamberlere veya dinin kesin hükümlerine kasten hakaret etmek, bunlarla alay etmek yahut dinin kesin olarak bilinen bir hükmünü inkâr etmek, sözün gerçekten küfür niteliğinde olması hâlinde kişiyi İslam’dan çıkarır. İslam’dan çıkmanın da nikâh üzerinde fıkhî sonuçları vardır.

Ancak her hakaret, öfke sözü veya düşüncesizce söylenmiş söz hemen küfür kabul edilmez. Sözün mahiyeti, kastı ve bağlamı mutlaka dikkate alınmalıdır. Gerçekten irtidat gerçekleşmişse kişinin derhal imanını yenilemesi ve tövbe etmesi gerekir. Nikâhın yeniden akdedilmesinin gerekip gerekmediği ise olayın ayrıntıları ve ilgili mezhebin hükümleri doğrultusunda belirlenir.

Allah Teâlâ en doğrusunu bilir.