İnsan bedeninin tıp eğitimi ve bilimsel araştırmalarda kadavra olarak kullanılması caiz midir?

1- HÜKÜM

Asıl olan, insanın diri iken de öldükten sonra da saygınlığının korunmasıdır. Bu sebeple insan bedenine keyfî şekilde müdahale etmek caiz değildir.

Ancak tıp ilminin gelişmesi, doktor yetiştirilmesi, hastalıkların teşhis ve tedavisi gibi zarurî ve kamu yararına yönelik amaçlarla, gerekli şartlara riayet edilerek insan bedeninin kadavra olarak kullanılması caizdir.

Bu ruhsat, insan hayatını koruma ve toplum sağlığını geliştirme maslahatına dayanmaktadır.

2- KUR’AN-I KERİM’DEN DELİLLER

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

«“Andolsun, biz Âdemoğullarını şerefli kıldık.”
(İsrâ 17/70)»

Bu ayet, insanın diri ve ölü hâliyle saygın olduğunu göstermektedir.

Yine Allah Teâlâ şöyle buyurur:

«“Kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur.”
(Mâide 5/32)»

Tıp eğitimi ve tıbbî araştırmaların temel amaçlarından biri insan hayatını korumaktır.

Bir başka ayette:

«“Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez.”
(Bakara 2/185)»

buyrulmuştur. İnsanların tedavisine vesile olacak ilmî çalışmalar bu kolaylık ve maslahat kapsamındadır.

3- SÜNNETTEN DELİLLER

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

«“Ölünün kemiğini kırmak, diri iken kırmak gibidir.”
(Ebû Dâvûd, Cenâiz 64; İbn Mâce, Cenâiz 63)»

Bu hadis, ölünün de saygınlığının korunması gerektiğini göstermektedir.

Ancak İslam hukukunda zaruret ve maslahat bulunduğunda bazı müdahalelere izin verilmiştir.

Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s.):

«“Ne zarar vermek vardır ne de zarara zararla karşılık vermek vardır.”
(İbn Mâce, Ahkâm 17)»

buyurmuştur.

Toplumun sağlık ihtiyacını karşılayacak doktorların yetiştirilmesi de bu kapsamda değerlendirilmiştir.

4- SAHABEDEN VE FUKAHADAN DELİLLER

İslam âlimleri, vefat eden hamile bir kadının karnındaki canlı çocuğun kurtarılması için anne bedenine müdahale edilmesini caiz görmüşlerdir.

İmam Kâsânî şöyle der:

«“Anne öldüğü halde çocuğun canlı olduğu biliniyorsa çocuğu kurtarmak için karın yarılır.”»

(Bedâi’u’s-Sanâi’, 5/130)

İmam Nevevî de aynı görüşü nakletmiştir.

Bu hükümler, zaruret ve daha büyük bir maslahat bulunduğunda ölünün bedenine müdahalenin caiz olabileceğini göstermektedir.

5- DÖRT MEZHEBİN GÖRÜŞÜ

Hanefî Mezhebi

Hanefî âlimleri ölünün hürmetini esas kabul etmiş; ancak zaruret ve güçlü maslahat durumlarında müdahaleye izin vermişlerdir.

Mâlikî Mezhebi

Mâlikîler de insan bedeninin saygınlığını korumayı esas almış; zaruret halinde müdahaleyi caiz görmüşlerdir.

Şâfiî Mezhebi

Şâfiî fakihleri, canlı bir insanın hayatını kurtarmak gibi üstün maslahatlar bulunduğunda ölünün bedenine müdahaleye cevaz vermişlerdir.

Hanbelî Mezhebi

Hanbelî mezhebinde de ölünün dokunulmazlığı esastır. Ancak zaruret ve kamu yararı durumlarında istisna uygulanır.

6- KADAVRA KULLANIMININ ŞARTLARI

İnsan bedeninin kadavra olarak kullanılabilmesi için şu şartlara riayet edilmelidir:

* Kişi sağlığında buna izin vermiş olmalı veya aksi bir beyanı yoksa yakınlarının rızası alınmalıdır.

* Simülasyon, sanal modelleme, hologram veya yapay doku gibi yöntemlerle aynı eğitim sağlanabiliyorsa kadavra kullanılmamalıdır.

* Kullanım yalnızca eğitim, araştırma ve sağlık hizmetleri amacıyla olmalıdır.

* Süreç devlet ve yetkili kurumların denetimi altında yürütülmelidir.

* İnsan bedeni hiçbir şekilde alım-satıma konu edilmemelidir.

* Eğitim sırasında insan onuruna ve beden mahremiyetine saygı gösterilmelidir.

* Eğitim tamamlandıktan sonra cenaze işlemleri dinî usullere uygun şekilde yerine getirilmelidir.

7- SONUÇ

* İnsan bedeni İslam’a göre saygın ve dokunulmazdır.

* Asıl olan ölünün bedenine müdahale edilmemesidir.

* Ancak tıp eğitimi, bilimsel araştırma, hastalıkların teşhisi ve insanların tedavisi gibi zarurî maslahatlar sebebiyle kadavra kullanımı caizdir.

* Bunun için kişinin izni veya yakınlarının rızası bulunmalı, insan onuruna saygı gösterilmeli ve uygulama ticarete dönüştürülmemelidir.

* Eğitim ve araştırma tamamlandıktan sonra cenaze işlemleri dinî usullere uygun şekilde yapılmalıdır.

Allah Teâlâ en doğrusunu bilir.