Hacca veya umreye gittiğimizde Arafat, Müzdelife, Mina veya Mescid-i Haram gibi mukaddes bölgelerin taşını ve toprağını; evimize, dükkânımıza veya iş yerimize bereket getirsin düşüncesiyle toplayıp memlekete getirmek caiz midir?
Bazı insanların Arafat toprağından alıp saklaması, evine koyması veya Arafat’ta yere ev ve dükkân şekilleri çizerek bereket umması dinen doğru mudur?
Cevap:
1- HÜKÜM
Arafat, Müzdelife, Mina ve benzeri kutsal mekânların taşını veya toprağını; bereket, uğur veya fayda getireceği inancıyla toplayıp memlekete götürmek caiz değildir. Bu tür uygulamalar dinimizde sabit olmayan yanlış inanışlar ve hurafelerdendir.
Bu mekânların fazileti; oralarda yapılan ibadetlerden, Allah’ın o yerleri hac menâsiki için seçmiş olmasından kaynaklanır. Yoksa o bölgelerin taşı ve toprağı kendi başına bereket dağıtan kutsal varlıklar değildir.
Bunun için bazı kimselerin:
* Arafat toprağını eve götürmesi,
• İş yeri için bereket niyetiyle saklaması,
* Yere ev, dükkân veya mal şekilleri çizmesi,
dinen doğru değildir. En hafif ifadeyle mekruh ve bid‘at sayılmıştır. Eğer kişide “bu taş ve toprak kendi başına fayda verir” inancı oluşursa bu daha ağır bir sapmaya dönüşebilir.
2- KUR’AN-KERİM’DEN DELİLLER
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
«“Şüphesiz Safâ ile Merve Allah’ın nişanelerindendir.” (Bakara 2/158)»
Bu ayet, kutsallığın taşın ve toprağın kendisinde değil; Allah’ın o mekânı ibadet yeri kılmasında olduğunu göstermektedir.
Yine Allah Teâlâ şöyle buyurur:
«“Kim Allah’ın şiarlarına saygı gösterirse bu, kalplerin takvasındandır.” (Hac 22/32)»
Şiarların tazimi; oralarda meşru ibadetleri yapmakla olur. Taş ve toprak taşıyarak değil.
Bir başka ayette:
«“Dikkat edin! Halis din yalnız Allah’ındır.” (Zümer 39/3)»
buyurulmuştur. Fayda ve bereketin Allah’tan bilinmesi gerekir. Dinimizde olmayan yollarla eşyalardan bereket ummak doğru değildir.
3- SÜNNETTEN DELİLLER
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) hac yaptı, Arafat’ta vakfe yaptı, Müzdelife’de bulundu ve Mina’da kaldı. Ancak ne kendisinin ne de ashâbının oralardan taş ve toprak toplayıp bereket için memleketlerine götürdüğü rivayet edilmemiştir.
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
«“Kim bizim bu işimizde (dinimizde) olmayan bir şeyi ortaya çıkarırsa o reddedilmiştir.” (Buhârî, Sulh 5; Müslim, Akdiye 17)»
Yine şöyle buyurmuştur:
«“İşlerin en kötüsü sonradan ortaya çıkarılanlardır. Her bid‘at sapıklıktır.” (Müslim, Cum‘a 43)»
Dolayısıyla dinde aslı olmayan bu tür uygulamalar sünnette yer almamaktadır.
4- SAHABEDEN DELİLLER
Sahâbe-i kirâm hac ibadetini Resûlullah’tan öğrendikleri şekilde yerine getirmişlerdir. Buna rağmen hiçbir sahabeden Arafat veya Müzdelife toprağını bereket için memlekete taşıdığı nakledilmemiştir.
Hz. Ömer (radıyallahu anh), Hacerü’l-Esved’i öperken şöyle demiştir:
«“Ben biliyorum ki sen sadece bir taşsın; ne fayda verir ne zarar. Eğer Resûlullah’ın seni öptüğünü görmeseydim seni öpmezdim.” (Buhârî, Hac 57; Müslim, Hac 248)»
Bu söz, İslam’da taş ve benzeri varlıklara bağımsız bereket ve güç atfedilmediğinin açık delilidir.
5- SONUÇ:
* Arafat, Mina, Müzdelife ve Mescid-i Haram gibi yerler mukaddestir.
* Ancak kutsallık o mekânlarda yapılan ibadetlerden kaynaklanır; taş ve toprağın kendisinden değil.
* Bu yerlerin taşını ve toprağını bereket niyetiyle taşımak sünnette yoktur.
* Sahabe bunu yapmamıştır.
* Dinimizde olmayan bu tür uygulamalar hurafe ve bid‘at kapsamına girer.
Bu sebeple; Arafat veya Müzdelife’nin taşını ve toprağını bereket amacıyla toplamak ve memlekete götürmek doğru değildir.
Bereket; Allah’a itaatte, helal kazançta, duada ve salih ameldedir.
Allah Teâlâ en doğrusunu bilir.