Bir münker (haram veya günah) gördüğümüzde onu bizzat değiştirmemiz mi gerekir, yoksa durumu yetkililere bildirmemiz yeterli midir?
1- HÜKÜM
İyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak Müslümanların önemli görevlerindendir. Ancak münkere müdahale etme şekli kişinin sahip olduğu yetki ve imkâna göre değişir.
Eğer kişi, babanın evladına, kocanın ailesine veya yöneticinin sorumluluğu altındakilere karşı olduğu gibi meşru bir yetkiye sahipse, gücü nispetinde münkeri bizzat kaldırmaya çalışır.
Fakat kişinin böyle bir yetkisi yoksa, münkeri eliyle değiştirmeye kalkışmaz; nasihat eder veya durumu yetkili mercilere bildirir.
2- KUR’AN-I KERİM’DEN DELİLLER
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
«”Sizden hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.”
(Âl-i İmrân 3/104)»
Bir başka ayette:
«”Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten men ederler.”
(Tevbe 9/71)»
Yine Allah Teâlâ:
«”Gücünüz yettiği kadar Allah’tan korkun.”
(Teğâbün 64/16)»
buyurmuştur.
Bu ayetler, kötülüğü engelleme görevinin kişinin gücü ve yetkisi ölçüsünde olduğunu göstermektedir.
3- SÜNNETTEN DELİLLER
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
«”Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin. Buna gücü yetmezse diliyle değiştirsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir.”
(Müslim, Îmân 78)»
Bu hadis, müdahalenin yetki ve güce göre değiştiğini açıkça göstermektedir.
Başka bir hadiste:
«”Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüğünüzden sorumlusunuz.”
(Buhârî, Ahkâm 1; Müslim, İmâre 20)»
buyurulmuştur.
Bu hadis de kişinin sorumluluğu altındakiler üzerinde müdahale yetkisi bulunduğunu göstermektedir.
4- SAHABEDEN DELİLLER
Hz. Ebû Bekir (radıyallahu anh) hutbesinde şöyle demiştir:
«”Ey insanlar! Siz bu ayeti okuyorsunuz: ‘Ey iman edenler! Siz kendinize bakın…’ Hâlbuki ben Resûlullah’ın şöyle buyurduğunu işittim: İnsanlar zalimi görüp de onun elini tutmazlarsa Allah’ın onları umumi bir azapla cezalandırması yakındır.”»
(Ebû Dâvûd, Melâhim 17; Tirmizî, Tefsîr 5)
Sahabe, kötülüğü engellemenin önemini kabul etmiş; ancak bunu fitneye ve daha büyük zarara yol açmadan yapmaya özen göstermiştir.
5- DÖRT MEZHEBİN GÖRÜŞÜ
Hanefî Mezhebi
Hanefî âlimleri, kötülüğü elle değiştirme yetkisinin öncelikle devlet yöneticilerine ve meşru otorite sahiplerine ait olduğunu belirtmişlerdir. Yetkisi olmayan kişinin daha büyük fitneye sebep olacak müdahalelerden kaçınması gerekir.
Mâlikî Mezhebi
Mâlikîler de emr-i bi’l-ma’rûf ve nehy-i ani’l-münkerin güce göre yapılacağını, zarar doğuracak müdahalelerin caiz olmayacağını ifade etmişlerdir.
Şâfiî Mezhebi
Şâfiî mezhebinde de kişinin yetki ve gücü oranında müdahale etmesi esastır. Daha büyük bir kötülüğe yol açacak davranışlardan kaçınılır.
Hanbelî Mezhebi
Hanbelî âlimleri de hadislerde belirtilen el, dil ve kalp ile müdahale derecelerini kabul etmiş; yetki sahibi olmayan kimselerin fitneye sebep olacak uygulamalardan uzak durmasını istemişlerdir.
6- SONUÇ
* Bir kötülük görüldüğünde onu engellemeye çalışmak dinî bir görevdir.
* Yetki sahibi olan kimse, gücü nispetinde münkeri bizzat kaldırmalıdır.
* Baba, anne, eş, yönetici, öğretmen ve benzeri sorumluluk sahibi kişiler bu konuda daha fazla yükümlülük taşırlar.
* Yetkisi olmayan kişi, nasihat eder veya durumu yetkililere bildirir.
* Eğer buna da imkân bulamazsa, kalbiyle buğz eder ve o kötülüğü tasvip etmez.
* Bütün bunlarda amaç, kötülüğü kaldırmak olmalı; daha büyük fitne ve zarara sebep olunmamalıdır.
Allah Teâlâ en doğrusunu bilir.