Alacaklı biri, borç verdiği kişiden borcunu alamıyorsa bu alacağını zekâtına sayabilir mi?

Cevap:
Zekâtın geçerli olmasının şartlarından biri niyet, diğeri ise temliktir. Temlik, zekât olarak verilecek malın veya paranın zekât almaya ehil kişinin mülkiyetine geçirilmesidir. Bu sebeple fakirlere yemek ikram etmek gibi mülkiyet devrinin gerçekleşmediği harcamalar zekât yerine geçmez.

Bir kimse, daha önce zekât niyeti olmaksızın bir şahsa borç vermişse, borçlunun bu parayı harcamasından sonra alacağından vazgeçerek bunu zekâtına sayamaz. Çünkü bu durumda zekât niyetiyle yeni bir temlik gerçekleşmiş olmaz.

Ancak borç olarak verilen para henüz harcanmamış ve borçlunun elinde bulunuyorsa Hanefî mezhebine göre alacaklı, bu parayı zekâtına saymaya niyet edebilir.

Öte yandan borçlu kişi zekât alabilecek durumda ise alacaklı, zekâtını ona verebilir. Bunun için zekât miktarını borçlunun mülkiyetine geçecek şekilde teslim eder. Borçlu da aldığı zekâtla borcunu ödeyebilir. Bu şekilde hem zekât hem de borcun ödenmesi gerçekleşmiş olur.

Sonuç: Daha önce borç olarak verilmiş ve borçlu tarafından harcanmış bir para, alacaktan vazgeçilmek suretiyle kural olarak zekâta mahsup edilemez. Ancak borçluya zekât verilebilir; borçlu da aldığı zekâtla borcunu ödeyebilir. Borç verilen para henüz borçlunun elinde bulunuyorsa Hanefî mezhebine göre zekâta niyet edilerek zekât sayılması mümkündür.

Allah Teâlâ en doğrusunu bilir.